DOLAR 17,9331 -0.03%
EURO 18,4099 -0.71%
ALTIN 1.038,510,60
BITCOIN 440169-0,05%
Bitlis
25°

AÇIK

20:15

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Bencillik mi Duyarlılık mı? (Prof. Dr. Mehmet Yolcu)

ABONE OL
12 Mayıs 2021 09:35
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İnsanın doğasında kendini önde tutma vardır. Bu nedenle hayrı, bereketi, iyiliği ve menfaati öncelikle kendisi için ister. Bu onun varlığını ve hayatını devam ettirmesi için Yüce Allah’ın onun genlerine yerleştirdiği bir eğilimdir. Kişinin kendisini, çocuklarını, akrabasını, dost ve arkadaşlarını öncelikli olarak düşünmesi, onları koruyup kollaması ve onlar için çalışması bundandır. Bu duygu veya duyu diğer canlılarda ve hayvanlarda da büyük ölçüde mevcuttur.
Özellikle anne evladı için canını ortaya koyar (Gazzali, İhyâ).
Diğer bir ilahi kıstas da duyarlılık, fedakârlık ve diğerkâmlıktır. Burada ilahi irade insanın onur ve haysiyetini imtihan eder. Onun yanına yabancı bir fakiri, mağduru veya mahrumu düşürür. Kişinin hem kendisine hem de ona bakmasını telkin eder, onu kendi nefsine, ihtiyaçlarına, yakınlarına hatta nefsine tercih etmesini teşvik eder (Haşr 9).
Bu nedenle birçok Müslüman fert ve cemiyet arasında kardeşini nefsine tercih etmek önemli bir tutum ve töre halini almıştır. Son nefesinde bir yudum su için kıvranan pek çok kişi kardeşlerinin aynı ıstıraptan yanıp tutuştuğunu duyduğunda imanından ve vicdanından aldığı ilham ile kendi şiddetli arzusunu unutup kardeşinin imdadına yetişmiştir.
İlk kurala göre o suya kendisi de muhtaçtır ve hayatını devam ettirmek için önce kendisinin onu içmesi gerekirdi. Ama ilahi değerler insanı iman ile öyle yüceltmekte ve öyle fedakâr etmektedir ki, kişi artık hayatını bile düşünmeden doğrudan kardeşinin yardımına koşmaktadır.
Burada “insan mutlu ettikçe, mutlu olur” düsturunu hatırlamada fayda vardır. Kişi ne kadar çok insan mesut ederse o derece saadeti artmakta ve katlanmaktadır. Kendi derdine, arzularına, ihtiraslarına gömüldükçe de saadet ve kurtuluş gemisini kaçırmaktadır.
Bu gerçeği yaşanan bir deney ile ispat etmek isteyen bir bilim adamı şöyle bir deney yapar: 70 kişilik amfiye 70 adet farklı renk ve ebatta balonla girer. Her bir öğrenciye birer balon verir.
Ardından tükenmez kalemle elindeki balonun üzerine adını, soyadını ve okul numarasını yazmalarını söyler. Herkes söylendiği şekilde görevini yapar. “Şimdi de herkes balonunu patlama noktasına yakın dereceye kadar şişirsin” diye talimat verir.
Gerekenler yapılır; şişirilen balonlar toplanır ve amfinin ön tarafındaki boşluğa bırakılır. Tüm balonlar bu şekilde üst üste bırakıldıktan sonra Hoca öğrencilere: “Şimdi herkes kendi balonunu bulsun ve getirsin; 7 dakikanız var” der.
Belirlenen süre biter ama ne yazık ki, neredeyse hiçbir öğrenci kendi balonunu bulamamıştır. Sonuç çok moral bozucu olmuştur. Zira hiçbir öğrenci istediği puanı alamamıştır.
Hoca: “Başka bir yol deneyelim”, der; “Siz birbirinizi tanıyorsunuz; kaç yıldır birliktesiniz; herkes bulduğu balonu sahibine versin.”
Bu anlaşma gereği herkes bulduğu balonu sahibine verir ve işlem 1 dakika bile sürmez. Bu yöntem sayesinde herkes en kısa zamanda balonunu bulmuş ve beklediği puanını almıştır. Doğal olarak tüm öğrenciler mutlu olmuşlardır.
Burada hoca dersin esprisini ve ibretlik ilkeyi açıklar: “Arkadaşlar, bu balonlar mutluluğumuzu temsil ediyordu. Herkes kendi mutluluğunun derdine düştüğünde kimse mutlu olamadı.
Kendi mutluluğumuzu bir tarafa koyup yanı başımızda bulunanların mutlu olmasına yardımcı olmaya başladığımızda hem onları mutlu ettik hem de biz mutlu olduk. Öyleyse mutlak olmak isteyen insan öncelikle başkasını mutlu etmeye çalışsın; bu durumda kendisi de onunla fevkalade mutlu olacaktır.”

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.