DOLAR 18,5705 0.35%
EURO 18,2063 0.31%
ALTIN 993,630,57
BITCOIN 3563780,85%
Bitlis
22°

PARÇALI AZ BULUTLU

16:16

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Bir Hikâye ve Bir İbret Dersi (Prof. Dr. Mehmet Yolcu)

ABONE OL
14 Nisan 2021 09:04
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Rivayete göre bir cami imamı, bir kadının günde birkaç kere cami önünde el açtığını görür. Bu şimdiye kadar pek alışmadığı bir durumdur. Zira imam gerçek bir imamdır ve mahallesinde olup biten sosyal, kültürel ve iktisadi gelişmelerden haberdardır.
Bir gün namazdan sonra güvendiği birkaç namaz müdavimi ile birlikte kadını uygun bir yere çağırır ve durumunu soruşturur. Kadın utana sıkılana durumunu izah eder. Buna göre kadının kocası yıllar önce vefat etmiştir. Ama camiye cemaate devam eden bir oğlu vardır. O da aylardır uzak yerlerde çalışmaya gitmiştir. Giderken annesine günün şartlarına göre bir miktar harçlık bırakmıştır. Bu da 7-8 ay onu kıt kanaat geçindirmiştir.
Bundan sonra geçimini temin etmek için başka çaresi kalmadığını söylemiştir. Hâlbuki yaşlı bir kadının böyle bir durumda dilenmesine gerek yoktur. Zira mahalle muhtarı mahallesindeki fakir fukara ve garip gurabayı düzenli olarak mülki amirlere bildirmek zorundadır. Devlet bunlar için düzenli biçimde bir bütçeyi hazır tutmaktadır. Yanı sıra kentin belediyesi de belediye sınırları içindeki yoksul ve muhtaç kişi ve aileleri gözetmekte ve onları mağdur etmemektedir.
Ne ki, yaşlı kadının herhalde bütün bunlardan haberi yoktur. Telefon, mektup vs. ile haberleşmeyi bilmemektedir. Tek bildiği camidir. Çünkü cami cemiyetin en duyarlı, insaflı insanlarının düzenli bir araya geldiği en köklü tarihi, içtimai ve dini bir kurumdur. Orada herkesin her meselesi pratik biçimde özüme kavuşturulmaktadır.
İmam sorar: Senin çalışmaya giden oğlun seni hiç düşünmüyor olamaz; sana mutlaka harçlık göndermiş olmalıdır; öyle değil mi?
Kadın cevap verir: Bana gittiği ilk aydan beri her ay renkli güzel bir kâğıt gönderiyor. Ben de onları her geldiklerinde hatıra olarak duvara yapıştırıyorum.
Bunun üzerine beraber kadının evinde incelemeye karar verirler. Giderler. Evde duvara asılı 8 adet çek bulurlar. Her birinde kadını bir ay boyunca gül gibi geçindirecek bir meblağ para vardır. Durum anlaşılır. Çekleri alırlar, kadını götürürler; paralarını çektirirler ve tüm ihtiyaçlarını karşılayıp evine getirip bırakırlar. Kadın da böylece geçim derdi ve darlığından kurtulur. Onlar da rahat bir nefes alırlar. Zira kadının o şekilde gelip cami önünde el açması hepsinin zoruna gitmiştir.
Ders ve İbret
Hikâyeden anlaşıldığına göre kadın okuma-yazması olmadığından oğlunun gönderdiği çekleri paraya dönüştürüp ihtiyaçlarını gidermesi gerekirken onları duvara hatıra olarak asmış ve çaresizlikten cami önlerinde dilenmeye gitmiştir. Elinde o kadar para değeri olan çekler dururken onlardan istifade etmemiştir.
Bu durum günümüz Müslümanların haline çok benzemektedir. Ellerinde Kur’ân gibi her deva bir kitap bulunurken onu okuyup dertleri çare olmaları gerekirken onu duvara asma ve kendi kendilerine çare ve çözüm aramaya yönelmektedirler. Bu da onları söz konusu ihtiyar çaresiz dilenci kadın konumuna düşürmektedir. Yani Ümmetin günümüz sefaletinin başlıca nedenlerinde biri “ellerindeki çekleri” kullanmamaları ve el âleme el açmalarıdır. Ecnebiye, muhannete el açarak bir milletin, bir ümmetin saadete, refah ve kemale ulaştığı nerede görülmüştür?
En zayıfından en güçlüsüne, en mahrumundan en varlıklısına kadar milletin/ümmetin her ferdine düşen görev elindeki “çekleri” kullanmaktır.
Kur’an bir çek, Peygamber bir çek, dostluk ve kardeşlik bir çek, dayanışma ve yardımlaşma bir çek, yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarımız birer çektir. Hatta Güneş bir çek, toprak bir çek, ağaç bir çek, tohum bir çek, gençlik bir çektir. Elince bu kadar değerli çek bulunan hiçbir millet sefalete düşmez; el âleme muhtaç olmaz.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.